Ülkemde farklı yaş gruplarındaki insanlarla sohbet ediyor ve gözlemliyorum. Ülkemizi her açıdan kalkındıracak bilim, sanat ve kültür alanında gerçekleştirilecek keşiflerden, çalışmalardan, araştırmalardan pek söz edilmiyor. Gencinden orta yaşlısına konuşulan konuların genelinde daha çok ya memleket meseleleri yada geçmiş yaşamın acıları var.
İnsanlarımız sanki kendi duygusal dünyalarında gelecek ve geçmiş arasında bir alanda sıkışmış gibi. Genç ve yetişkin bireylerden oluşan önemli sayıda bir potansiyelin köreldiğini düşünüyorum.
Bir örnek vererek sizlere danışmak istiyorum.
Bir kaç gün önce orta yaşlarda, hali vakti yerinde, evli, üniversitede okuyan iki çocuk sahibi bir babanın postitinde şöyle yazıyordu. Sizinle aynen paylaşıyorum:
‘’İnsanların seni en çok sevdiği zaman, onların işine en çok yaradığın zamandır.’’
Bu yazıya baktığım zaman insan yaşantısı ve deneyiminin değerli bir süreç olmaktan çıktığını görüyorum. Burada kendi yaşantısını ve deneyimlerini sağlıklı bir şekilde zenginleştirip yeni nesillere aktarmak yerine, kendini ve bütün insanları yargılamayı öğütleyen bir tavır var.
Öte yandan yurtdışında nanoteknoloji alanında önemli bilimsel araştırmalara imza atan genç Türk mühendis öğrencileri takip ediyorum. Gelecek 10 yıl içerisinde insan sağlığını yakından ilgilendirecek önemli buluşlara şahit oluyorum.
Şunu farkediyorum ki; anne, baba, öğretmen, yetişkin olarak gençlerle yaptığımız sohbetler ve onlar için oluşturduğumuz etki alanı ülkemizin geleceği açısından çok önemli.
Yapabileceğimiz ve sahip olabileceğimiz herşeyi bulunduğumuz sorumluluk derecesi belirleyebilir diye düşünüyorum.
Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ediyorum.
Uğur Uğural