Merhaba cennet Türkiyemin sağlığı değerli, yüreği güzel, ruhu güzel bilinç dolu yaşam dostları.
Biliyorsunuz LYS adım adım yaklaşıyor. Bu haftadan itibaren öğrenci arkadaşlarımız ve aileler için yeni bir yazı dizisine başlıyoruz.
Buluşmalarımız sadece LYS sınavı ile sınırlı değil. Başarı ve sağlıklı yaşam için hayata dair sınavları, iletişim ve ilişkileride konuşacağız. Yaşam başarısından sözedebilmek için sanırım önce sağlıklı toplumdan bahsetmemiz gerekiyor. Sağlıklı toplum ailesiyle, öğretmenleriyle ve daha pekçok etkeniyle ”sağlıklı bireylerden” oluşan toplum demektir. Sağlıklı birey ise; yaşamın içinde koşulsuz ve kaygısız sevebilen, yaşam bilinci olan- ne istediğini – ne için istediğini bilen, kendi gerçekliği içinde amaç dolu ve kendinin ”farkında” olarak yaşayan insandır.
Şimdi haklı olarak bana şunu sorabilirsiniz: ‘Ey hocam, 30 saniye içerisinde anlamam gereken nurtopu gibi sorular var. Ailemizle – öğretmenimizle bütünlük içerisinde olabilmek için bize fırsat veriliyormu? Ders çalışırken, okula giderken, nefes alırken öz bilinç ve öz benliğimizdeki ”birey” aslında nerede? Yoksa o birey, herkesin gözünde aslında ‘birey’ değil sadece bir öğrencimi?’
Sağlam soruymuş. Haydi beraber gözatalım.
Diyelimki yemeğinizi yediniz. Odanıza doğru yürüyorsunuz. Işığı açtınız. Odaya şöyle bir gözatıp kaptan koltuğuna geçtiniz. Kitapları masaya açtınız. (Bende önceleri baygın baygın bakar öyle açardım kitaplarımı.) Odada derin bir sessizlik var. O sırada bir ses duydunuz:
”Bu sınav çok önemli galiba. Acaba benim hakkımda ne düşünüyorlar, bana güveniyorlarmı?’’
Bunu güçlü soruyu genç bir birey olarak en saf ve gerçek niyetlerle sizin yanıtlamanız gerekiyor. Bana sorduğunuz sorunun cevabı ise şu:
”Eğer siz bu sesleri arasıra bile olsa duyuyorsanız, siz o aile ve toplum içerisinde ‘birey’ değil öğrencisiniz. Çünkü aradaki fark çok önemli.
Ben kimim?
Amacım ne?
Neyi, ne için, neden ve kimin için yapıyorum?
Koşullumu yapıyorum, koşulsuzmu yapıyorum?
Aşağıdaki şıklardan hangisidir?
Bakın işte! Gördünüzmü? Hayatın kendisi bir sınav zaten. Öğrencimiyiz yoksa birey mi? Aradaki fark sizi yaşam boyu başarıya taşıyacak olan tek farktır. Bazen yaşam şartları ve standartlar öyle bir hal alırki; sıradan ve koşullu yaşayan milyarlarca insan gibi övgü, takdir, beğenilme duygusuna hapsedilir oradan çıkamazsınız. Sadece siz değil tabiki. Evde anneniz – babanıza, işyerinde babanız – patronuna, okulda öğretmen – müdüre böylesine zincirleme sürebilir ilişkiler. Ne yaparsınız? Hayat işte. Sorumluluklar, çiğnenen sınırlar, seçimler ve özgürlükler. Sürekli sosyal rollerinde yaşayan ve kendi öz benliğine yani psikolojik rollerine ulaşamayan bir insan gerçekten özgürmü dersiniz? O odadan içeri girdiğimizde, kitapları masaya açıp kendimiz ile başbaşa kaldığımızda gerçekten özgürmüyüz kendimize? Kendini sorgulayan, anlam kazandırmaya çalışan bilinçli bir ‘birey’ miyiz? Yoksa sadece birer öğrencimi bu hayatta?
HAFTANIN BİLİNÇ NOTU
Köşe yazılarımda hep söylerim. Yaşam dediğimiz şu rengarenk tuvâlde keşfedilecek çok renk var derim. Siyahıyla beyazıyla kırmızıyla mavisiyle sevip sevmediğimiz her renkten öğrenilecek çok şey var. Önemli olan bu bilince sahip olabilmek. İç dünyamızdaki tablo bazen karmakarışıktır. Dalgalı ve fırtınalı. Tıpkı yukarıdaki tablo gibi. Kendi yaşam geminizde kaptan koltuğuna oturduysanız eğer; o gemideki tüm yolcuların can güvenliğinden artık siz sorumlusunuz. İç dünyanızdaki karanlığı kimse bilmez belki ama; övgü, takdir, beğenilme duygusuyla rota çizerseniz er yada geç bu okyanusta kaybolursunuz.
Sosyal medya fenomeni şu cümleyi hatırlayın. ”Gideceği limanı iyi bir bir gemiye hiçbir fırtına engel olamaz.”
Uğur Uğural