Yüzümüz güneşe dönük çakıllara uzanmıştık. Sonra ellerini güneşe uzattı. Ona uzun uzun bakıp bir an için düşündüm.
‘’İnsanın, hem çocuk olup hem yaşamı konuşacağı onun gibi bir dostu olmalı yanında. Hiç tanımadan, çıkarsızca paylaşarak ve insanı en saf haliyle seven. Belkide kalplerimiz artık kime güveneceğini biliyordur…’’
Uzaktaki neşe dolu çığlıklar dalga seslerine karışırken kendi çocukluk yıllarımı anımsadım.
Yaz tatilinde sabahları erkenden kalkar, fırından simit alırdık. Annem ve babamla bu sahile gelirdik. Annem yere kilim serer, özenle hazırladığı kahvaltılıkları sepetten çıkarırdı. Babam çok titiz bir adamdı. Sahil kahvaltısı dahil olmak üzere yaşamdaki herşey ona göre kusursuz olmalıydı. Öyle yada böyle bir bahane bulur, hakaretlerinden dolayı annemi mutlaka ağlatırdı. Sonra bize küsüp 10 metre ötede balık tutmaya giderdi. Hatırlıyorum da babam tutamadığı balıklara bile bağırıp küfür eder yerden aldığı çakıl taşlarını öfkeyle üstlerine atardı. Sahilin ilerisinde anne babasıyla güle oynaya şakalaşan denize giren çocuklara bakardım. İçim burkulurdu.
Babam uzun yıllar sonra böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi görmeye başladı. Öfkesinden dolayı tam dört diyaliz merkezi değiştirdik.
Rahmetli olmadan birkaç hafta önceydi. Diyaliz ünitesine bağlıyken ellerimi tutarak bana çocukluk anılarını anlattı. Dayak, şiddet, işkencelerle dolu o hikayelere tanıklık etmek zordu. Sanki karşımda hiç büyümemiş, içi utanca boğulmuş, yaşamla yüzleşmeye çalışan gözü yaşlı küçük bir çocuk vardı. Büyükannem henüz genç yaşında böbrek yetmezliği geçirerek ölmüş olduğundan babamın yaşama karşı duruşunu kendi iç dünyamda bu acıya bağlamıştım. Babamın otoriter bir babanın elinde, korku kültürü, işkence ve dayakla büyütülmüş, hayata küsmüş öfkeli bir çocuk olduğundan haberim yoktu.
Öyle sanıyorum ki bir çocuğa bırakılacak en büyük miras; onu sevgi ve güven ortamında yetiştirebilmektir. Sağlıklısız iletişim ve ilişki modelleri içerisindeki çoğu birey, çoğu ana-baba, çoğu öğetmen ve eğitmen; kendi bireysel yaşam farkındalığını kökten etkileyebilecek değişkenlerin bugün farkında olmasalar dahi, şunu bilmeleri gerekir diye düşünüyorum.
O büyük ve içi sevgi dolu potansiyel oralarda bir yerlerde. Yarın keşfedilmeyi bekliyor. Biz, birkaç hafta dahi olsa ömrünün son günlerinde babamla bu keşfi gerçekleştirebildik.
Belkide tek yapmamız gereken yüzümüzü güneşe çevirip kalplerimizi sıcak tutmaktır.
Emek verip okuduğunuz için teşekkür ediyorum.
Sevgi ve saygılarımla.
Uğur Uğural