SAĞLIKSAL FELAKETLERİN NEDENİ

BİYOLOJİK YAŞ TAKVİM YAŞINA KARŞI

En net en büyük yaşlanma belirtisi uykusuzluğa dayanma gücü ve endurans kapasitesinde düşüştür.

Yaşlanmayan Beden Epigenetik Geri Kazanım Programı, bu süreci sadece durdurmakla kalmaz tam olarak tersine çevirir ve zaman ayarlı olarak çalışan DNA metillenmesini çok yüksek ölçüde yavaşlatır. Biyolojik yaş ve takvim yaşı arasındaki makas giderek açılır.

Bir hücrenin diğer bir hücre ile haberleşmek için yazdığı mektup eğer yanlış yazılırsa ne yaparsanız yapın yaşam boyu devam edecek kalıcı sonuçlar alamazsınız.

Epigenetik bunun için var.

Biyolojik yaş ve takvim yaşı arasındaki makas giderek kısalıyorsa birazdan aşağıda bahsedeceğim yaşlanma belirtisi başlıca semptomlar takvim yaşı ayırt etmeksizin kendini göstermeye başlar. Bu belirtiler yaşam konforunu tehdit etmeye başladığında doktora gidersiniz ve bazı testler yapılır.

Ancak özellikle yapılması gereken oldukça sıradan bir kan tahlilindeki çok önemli bazı testler, ya atlanır ya da konsültasyon da çapraz karşılaştırma yapılmadığı için yaşam kurtaracak kritik veriler görmezden gelinir.

Oysa ne acıdır ki; kan damarlarının nasıl davranacağı, psikolojik ve psikiyatrik hastalıklar, kalp krizi riski, damar yapısı bozuklukları, obezite gibi en başlıca en dirençli hastalıklar için çözüm hemen orada duruyordur.

UYKUSUZLUĞA DİRENÇ

Vücudun uykusuzluğa verdiği tepki çok önemli bir yaşlanma belirtecidir. Hangi yaşta olursanız olun; uykusuz kaldığınız günün ertesi günü azalmış nöropsikolojik motivasyon , isteksizlik, güçsüzlük, bir noktadan sonra vücudunuzdan tamamen çekilmiş olan enerji kapasitesi gözlemliyorsanız işler sizin için iyi gitmiyor demektir ve bu durumun en ciddi yan etkisi tüm hastalıklara açık olan bağışıklık sisteminizdir.

Hatırlayın?

Gençlik yıllarında  bir gün boyunca uykusuz kaldığınızda okulda bilişsel işlevinizde ya da iş yerinde fiziksel işlevinizde herhangi bir kapasite düşüşü gerçekleşiyor muydu? Bu soruya vereceğiniz cevap kritik önem taşıyor.

ENDURANS KAPASİTESİ

En büyük yaşlanma belirtilerinden biri fiziksel performans ve dayanıklılık gücünde azalmadır. Soğuk bir havada ne kadar yürüyebiliyorsunuz veya ne kadar hızlı yürüyebiliyorsunuz? Doğa yürüyüşlerine, dik yokuşlara nefes nefese kalmadan meydan okuyabiliyor musunuz? Özellikle endurans kapasitesi çocuk genç ya da yaşlı fark etmez; hayatı önem taşır.

DERİNİN DİRİLİĞİ, SIKILIĞI VE YAŞLILIK LEKELERİ (entigo senilis)

Fit, sıkı, formda, diri bir deriye ve vücuda sahip olmak hayatınızda çok fazla şeyi değiştirir. Ciltteki renk değişiklikleri de yaşlanmanın belirtileridir. Bunlar, melanin ve içinde hem şekerin hem de yoğun yağın olduğu lipofuscin varlığıyla bağlantılıdır; bunların ciltte aşırı ve anormal dağılımı koyu lekelerin ortaya çıkmasına neden olur ki; bir insanın ellerine bakarak bu süreci basit bir şekilde ölçebilirsiniz.

Başımıza gelen veya gelmekte olan tüm sağlıksal felaketler DNA’da metilasyona bağlı.

DNA’mız eskisi gibi değil. Kırılmış ve yıpranmış durumda. Artık DNA’mız eskisi gibi sağlam değil. Bunu metil gruplarından da anlayabiliriz.

Vücudunuzda bir yara açıldı ve vücut bu yarayı onarmak için oraya bir tedavi gönderdi  hatta kabuk bağladı diyelim. DNA’da aynı mantıkla çalışır. DNA’ da hızlı yaşlanmayı tetikleyen o kadar çok kırık ve yara var ki; vücudunuzda buna tepki olarak yüzlerce kabuk oluştu varsayalım.

İşte DNA’mız oluşan o kırıkları ve yaraları metil ile yama gibi kaplamaktadır. Biyokimyada buna CH3 grupları diyoruz ve o yaraların üstü kabuk misali metille kaplanıyor. DNA’mız bu hatalı olan bu bölgeleri gen okunması gerçekleşmesin diye metil ile kaplanmazsa ne olur?

Kanser !

Danışanlarımın DNA’sına baktığımda hep metilasyon artışı görüyorum. Bunun için bazen hastamı dışarıdan muayene etmem bile yeterli oluyor. Çünkü DNA’da kırılma çok fazla.

Başta Covid-19 salgını, obezite ve insülin direnci ile boğuşan hayatlar, kullanılan saç boyaları, rujlar, botokslar, dolgular, kıl kökünü ve apokrim bezini bozan epilasyonlar. Tüm bunlar en çok insan beynine zarar veriyor.

Giderek artan ve daha da artacak olan cinayetler, normal dışı davranışlar, intaharlar, rekor seviyede antidepresan kullanımı ve beraberinde herkesin bir diğerinin yaşamını kendi yaşamı ile kıyaslaması, kazanma hırsı, sürekli bir mücadele hali ve beraberindeki depresyon hali, yükselen bireysel beklentiler ile mutsuzluk katsayındaki artış; DNA’mızın dayanma kapasitesini her geçen gün azaltıyor.

Sağlıklı günler dilerim.

Saygı ve sevgilerimle…

Dr. Uğur Uğural