EMEKLİ PSİKOLOJİ PROFESÖRÜNÜN İNCİLERİ

Geçmiş yıllarda ekran resmini kaydetmeyi akıl ettiğim bir duruma tanık oldum. 

Uzmanlık alanı iletişim ve insan ilişkileri olan emekli psikoloji profesörü Doğan Cüceloğlu (kitaplarında kendini Yakup Bey olarak tanıtır), kendisine yorum yapan ve eleştiren bir okuruna – para verip beğeni satın aldığı – facebook sayfasından şu cümleleri yazarak cevap vermiş, sonra da okurlarının gerçek yüzünü göreceğinden korkarak utanıp, okuruna yazdığı şu cevabı silmişti:

”…… resminizden anladığım kadarıyla orta yaşlarda ve eğitimli bir kimsesiniz. Sizin beni ve memleket meselelerini algılama ve değerlendirme özgürlüğünüze kesinlikle saygım var. O nedenle benimle ilgili söylediklerinizi kendi yönümden değil, genel olarak değerlendireceğim. Bana göre, kendini anlayıp geliştirmeden, kendi yapabileceklerini kendi etki alanı içinde en iyi şekilde yapma gayretini göstermeden ezbere yapılan değerlendirme temelsiz şizofrenik bir tavır ve konuşmadır. Ve maalesef benim ülkem etki alanında insanlara yardımcı olma yerine etrafa öfke, kaygı ve umutsuzluk saçan insanlarla dolu.”

Bu okura dün ulaştım.

Kendisini hukuk danışmanlarımla buluşturabileceğimi kendisine maddi manevi her türlü destek olabileceğimi söyledim ve yasal haklarını anlattım. 


Öyle düşünüyorum ki; olgun insan ve aciz insan arasındaki en hassas çizgi kişinin kendisi ve gerçekleri ile yüzleşebilme gücüne bağlı. Bu gücü kendinde bulamayan kişi Yakup Bey örneğinde olduğu gibi kendisini iletişim uzmanı psikoloji profesörü olarak tanıtıp; kendisini eleştiren okuruna önce ‘’şizofren’’ diye cevap verebilir, sonra da düşünüp taşınıp tırsarak; o cevabı silip varolma dilenciliğine soyunabilir. Oysa onur ve haysiyet insana en çok son demlerinde ve öldükten sonra lazımdır.