DEMANS’IN MADDE MADDE NEDENLERİ – BÖLÜM 2

Yazı dizimizin ikinci bölümüne hoşgeldiniz.

Demans, Alzheimer gibi tedavisi zor hastalıkların başımıza gelmesi nöroinflamasyonda bir artış yaşamamız, nöronal zarların ve iletişimin bozulmasıdır. Aşağıda, bu süreci tetikleyen unsurları incelemeye devam edeceğiz.

5- YANLIŞ ÖĞÜN PLANLAMA (doğru bilinen büyük yanlışlar)

Demans tetikleyici beşinci kötü alışkanlık her zaman bir şeyler yemektir. Bilirsiniz. Bize arada atıştırmalıklarla günde en az üç kez yemek yememiz söylendi. Ve bunun üzerine, pek çok insan bir torba kuruyemişle veya şekerli kahveli bir bardakla ya da bir sodayla dolaşıyor. Yani temelde tüm günü geçiriyorlar ve bu insanlar gün boyunca on beş, yirmi kan şekeri ve insülin dalgalanması yaşayabilirler. Ve bunun beyin için neden önemli olduğu, atıkların temizlenmesiyle ilgilidir.

Çünkü beyinde vücudun geri kalanından farklı bir temizlik ekibimiz var. Buna glia hücreleri ve lenfatiğin birleşimi olan glimfatik sistem denir. Yani, vücudun geri kalanında bir şeyleri temizlemek için lenfatik sistem vardır. Ancak beynin böyle bir şeyi yoktur. Lenfatik sistemi yoktur. Beyin omurilik sıvısı olan ve vücudun lenfatik sisteminden çok daha az ve yavaş dolaşan BOS adında bir şeye sahiptir. Ve normal bağışıklık hücreleri yerine, beyin hücrelerine yardım etmek ve onları desteklemek için glia hücreleri denilen bir şeye sahiptir.

Ancak vücudun geri kalanına göre çok daha sınırlı bir temizlik sistemidir. Ve bu çok değerli temizlik süreci sadece iki şeye bağlıdır:

Doğru genetik yazılıma ve doğru biyokimyasal değerlere.

Ancak kişiye özel metabolik yaklaşımdan uzak, bilimsellikten uzak, saçma sapan kalori hesapları yapılarak ezbere kurgulanmış ve özellikle diyetlerden oluşan yanlış öğün planlamasıyla, bu kritik temizleme sistemi tamamen kapanır!

Ve eğer hücrelerin içinde düzgün bir temizlik yapmazsak, artık atık bir protein olan Amiloid-beta adı verilen (Demans, Alzheimer hastalığı başta olmak üzere nörodejeneratif hastalıklarda beyinde biriken yapışkan, anormal protein parçacıkları) bazı atık ürünlerin birikimine sahip oluruz. Bu, plak oluşturan ve Demans ve Alzheimer ile ilişkili olan yanlış katlanmış bir proteindir.

Ayrıca başka bir yanlış katlanmış protein türü olan Tau yumakları (özellikle Demans, Alzheimer hastalığında beyin hücreleri -nöronlar – içinde biriken anormal, ipliksi tau proteini kümeleri) denen bir şeye de sahibiz. Böylece ne olur dersiniz? Diğer metabolik atıklar da birikmeye başlayacaktır.

Aslında yüz binlerce yıldır beynin bu yerleşik temizleme döngüleri vardı. Ancak modern günlerde, olması gerekenden çok daha aşırı lezzetli hatta katkı maddeli atıştırmalıklarla bu temizleme döngülerinin düzgün çalışmasına asla izin vermiyoruz. Oysa kişiye özel genetik okumalar dikkate alınarak tasarlanmış, bilimsel temelli öğün planlamada tamamen özgürsünüz. Hiçbir kaygı olmadan dilediğiniz her şeyi dilediğiniz kadar yiyip içebilirsiniz.

Kaselerden kuruyemiş ve şeker yiyen insanlar, her köşede otomatlar ve içmek için bardaklarımız var. Kişiye özel genetik okumalar dikkate alınarak tasarlanmış, bilimsel temelli öğün planınız yoksa bunun beyin için çok yıkıcı olduğunu fark etmelisiniz!

Ve bu, nöronların içinde, beyin hücrelerinin içinde gerçekleşen çeşitli felaketlere yol açacak şeydir. Bu da bizi yetersiz uyku olan altıncı maddeye getiriyor.

6- DERİN UYKU (yaşamınızdaki en değerli mekanizma)

Hatırlarsanız az önce glia hücreleri ve lenfatiğin birleşimi olan glimfatik sistemten bahsetmiştim. Glimfatik sistem; beyin omurilik sıvısını (BOS) kullanarak beyindeki metabolik atıkları, toksinleri ve zararlı proteinleri (örneğin amiloid-beta) temizleyen, özellikle derin uyku sırasında aktif olan “beynin temizlik mekanizmasıdır”. Astrosit hücrelerindeki AQP4 su kanalları aracılığıyla çalışır, atıkları beyin dokusundan uzaklaştırarak venöz sisteme aktarır.

Özetle:

Beyin hücrelerinin dışındaki hücre dışı atıkları burada derin uykuda temizleriz. En önemlisi de şudur; beynimizin çok ama çok yavaşladığı derin uyku, genellikle gecenin ilk kısımlarında gerçekleşir. Ve beyin frekanslarımız 1 ile 4 Hertz arasına iner. Yani uyanıkken beyin frekanslarımız 20’lerde, 10’lu rakamların sonlarında ve 30’a kadar çıkar. Sonra meditasyon hali gibi çok rahatladığımızda ise 10 civarına kadar düşebiliriz. Ancak derin uyku 1 ile 4 arasındadır.  Ve gece boyunca çok sınırlı bir süredir. Fakat o derin uyku, o düşük frekans, bu glimfatik sistemi etkinleştirir.

Bunun sonucunda büyük bir avantaj yakalarız:

Artık elimizde Glia hücreleri (nöroglia) olur. Bunlar beynin temel yapısını destekleyen hücrelerdir. Astrosit adı verilen bu özel glial hücreler, biz derin uykudayken büzüşerek beynin derinlemesine temizlenmesine olanak sağlarlar. Yüzde altmışa kadar küçülürler. Ve bu astrositler büzüldüğünde ve hücreler arasında tüm bu boşluk oluştuğunda beyin omurilik sıvısı olan BOS akışında muazzam bir artış meydana gelir. Ve bu, vücudun geri kalanındaki lenf sisteminin eşdeğeridir.

Muhteşem bir şekilde yaptığı şey, biriken kalıntıları yıkayıp atmaktır. Yani önce hücre içinde gerçekleşen ve içerideki kalıntıları temizleyen bir sistem düşünün. Yokluğu veya çalışmaması hafıza kaybı, demans hatta şizofreni gibi hastalıklara kadar götürebilir.

Beyninizi mahvedebilecek yedinci şeykronik strestir.

7- KRONİK STRES (yaşamınızdaki en tehlikeli mekanizma)

Kronik strese maruz kalmanızın altında yatan en etkili en temel etken hızla bozulan DNA ve biyokimyasal yapınızın sizi hızla yaşlandırmasıdır.

Kronik stres’in ölümcül yan etkilerinde birinci sırada hızla bozulan DNA ve biyokimyasal yapı, ikinci sırada ise sosyo-kültürel, psikolojik etkilenmeler, iletişim kazaları, kaygı ve korku gelir.

Kronik stres konusunu ne kadar vurgulasam azdır! İnsanlar bunu biliyor, stresli hissediyorlar, “Çok stresliyim” diyorlar, bunun kötü bir şey olduğunu duyuyorlar; ama ne olduğunu veya onunla ne yapacaklarını gerçekten anlamıyorlar.

Yani pek çok insan beyne zarar veren şeyler söz konusu olduğunda, “Olumsuz insanlar beyninize zarar verir” gibi belirli şeylerden alıntı yapar. Ömrünüzü kısaltırlar, falan filan, ya da olumsuz haberler. Ve bunların hepsi doğru…

Ama nereden gelirse gelsin her türlü olumsuzluk böyledir. Kendi verdiğiniz tepkilerin bilincinde olmayı başarabilirseniz ve onları kontrol etmeyi başarabilirseniz ki; bu ancak bozulmuş DNA ve biyokimyasal yapının yeniden programlanmasıyla mümkün olabilir, bu sayede dış dünyadan gelen olumsuzlukları sonsuza kadar tamamen azaltmayı kesin ve net şekilde başarabilirsiniz.

Kronik stresi tetikleyen bir diğer önemli faktör ise korkudur; haber bültenleri siyasetten savaşa, ekonomiden krize kadar her şeyi önümüze getirerek bizi sürekli bir korku hali içinde tutuyor. Bu faturalar da olabilir veya ne olacağına dair belirsizlik de olabilir. Bunalmışlık hissi gibi şeyler yaşayabiliriz. Eğer çok fazla görevimiz varsa, yapılacak çok fazla iş, çok fazla sorumluluk, hatta teslim tarihi ve asla yeterli zaman yoksa.

Bir de bu konunun sosyal izolasyon boyutu var.

Sosyal izolasyon içindeki insanların beyinlerinde daha fazla yıkım, daha fazla dejenerasyon ve daha ince bir korteks mevcuttur.

Bu yazı serimde sizlerle paylaştığım tüm maddeler kritik öneme sahip. Bunun nedeni ise beyninizin tüm bunları ehdit olarak algılamasıdır… Ve bu tamamen nasıl hissettiğinizle ilgilidir. Ama işin özünde sadece iki tür duygu, iki tür heyecan vardır. Ve bunlardan biri iyi, diğeri ise kötü hissettirir. Hayatta binlerce farklı etiket olsa da aslında temel olarak sadece iki ana durum mevcuttur. Yaşadığınız bir şey ya size iyi ya da gerçekten kötü hissettirir.

Kronik stres’e maruz kaldığınızda vücudunuzda oldukça karmaşık biyokimyasal tepkimeler meydana gelir sizleri sıkmamak adına şimdilik bu konuya burada değinmeyeceğim ama kesinlikle şunu bilmenizi istiyorum :

Stresin çok kısa süreli olması gerekir. Stresin uzun süreli olması asla fark edemeyeceğiniz bir şekilde sizi yavaş yavaş ölüme götürür.

Ancak çoğumuz bu tehditleri, stresi, günde yirmi dört saat hissediyoruz. Ve şimdi daha önceki yazılarımda hatta seminerlerimde bahsettiğim, hafıza için kritik olan hipokampus, kortizol (böbrek üstü bezleri tarafından üretilen ve vücudun strese karşı verdiği tepkiyi düzenleyen temel bir steroid hormonu) için malesef çok yüksek bir reseptör yoğunluğuna sahip.

Bu nedenle önemle tekrar ediyorum !

Strese, sadece kısa süreliğine sahip olmamız gerekiyor.

Çünkü uzun süreli stres esnasında yüksek reseptör yoğunluğu ile en büyük hasarı hipokampus alacaktır. Hipokampus, sadece kısa süreli anılarınızın uzun süreli belleğe dönüştürülmesini sağlamaz, sadece öğrenme süreçlerinde aktif değildir ve hacmi azaldığında sadece ciddi bir hafıza kaybı yaşamazsınız. Aksine çok daha tehlikeli sonuçlarla karşı karşıya kalırsınız…

Sağlıklı günler dilerim.

Saygı ve sevgilerimle…

Dr. Uğur Uğural