Bu sabah pazar kahvaltısında meslektaşım ve sevgili eşim ile birlikte bir şirketin davetlisi olarak işadamları ve aileleri ile buluştuk.
Yazdan kalma bir günü hatırlatan bu harika havada bir yanda boğazın eşsiz manzarası diğer yandan çocukların cıvıl cıvıl renkleri ile eşimle orada paylaşım içinde olmaktan son derece memnunduk.
Sohbetimizin sonlarına gelirken diğer çocuklarla birlikte oynayan 4 yaşındaki Nevin birara beslenmek için annesinin kucağına oturdu. Küçük Nevin’in kısa süre sonra konuşmalarımızı yetişkin bir birey edasıyla pür dikkat dinlemeye başlaması dikkatimden kaçmadı. Söylediklerim karşısında geliştirdiği algı yoğunluğu benim için kelimelerle tarif edilemeyecek kadar değerliydi.
Bu değeri dikkate alarak Nevin’in gözlerinin içine bakmaya ve diğer yetişkinlerin arasında beden dilimle onu sohbete dahil etmeye başladım. Daha da heyecanlanan ve yetişkin ortamıyla eşleşen Nevin’den soru gecikmedi:
‘’Babam evden çıkınca işe gidiyor, sen nereye gidiyorsun?’’
‘’Bende baban gibi işe gidiyorum Nevincim…’’
‘’Peki iş nedir?’’
‘’Ben psikolojik danışmanlık yapıyorum.’’
‘’Peki nasıl yapıyorsun?’’
‘’İnsanlarla eğitim, iş, yaşam ve düşünce sağlığı ile ilgili konularda uzman olarak sohbetler ediyorum.’’
‘’Uzman ne demek?’’
‘’Ben kitap okuyorum Nevincim, akademik eğitimler alıyorum sonrada sınavlara giriyorum.’’
‘’Peki sonra ne oluyor?’’
‘’Sonra doktor oluyorsun. Eğer çok çalışıp okumaya devam edersen profesör dahi olabilirsin.’’
Herkes şaşkın bakışlarla bizi izliyordu. Küçük kızın masadaki tüm sohbeti kare kare yakalamaya çalıştığını farkettim. Kendimi küçük Nevin’in büyük dünyasına kaptırmışken Nevin’in kardeşini ayakta uyutmaya çalışan babası, yüzünde şefkat dolu bir tebessümle:
‘’Ya hocam napıyorsun Allahaşkına, küçücük çocuk ne bilir psikoloji, doktora felan’’ dedi…
Herşey bir yana benim için esas üzücü olan şey; Nevin’in kendisini babası tarafından aşağılanmış hissederek durumu farketmesi ve sıkıntı tepkileri göstererek – annesinin kucağından mümkün olduğunca çabuk inip – oyun alanına koşa koşa geri dönmesiydi.
İletişim şeklindeki bu krizi babasıyla ve ortamdaki diğer dostlarla paylaşsam da, yarının anne adayı küçük Nevin’in gözleri içten içe dolmuş ve o büyü bozulmuştu artık bir kere.
Oysa her çocuk doğuştan bilimadamı potansiyeline sahiptir. Bu potansiyel geliştirilebilir de köreltilebilir de.
Bugün anne baba olarak: ’’10 sene yada 20 sene önceye dönebilseydim, çocuğumla farklı bir iletişim geliştirirdim” diyebilen insan; farkedebilen en büyük güce sahiptir.
Özellikle anne baba adaylarını, annne babaları ve eğitim – öğretim görevi yürüten bireyleri yakından ilgilendirdiğini düşündüğüm bu kareyi sizlerle paylaşmak istedim.
Zaman ayırıp okuduğunuz için yürekten teşekkür ediyorum.
Sevgiyle kalın…
Uğur Uğural