Meslektaşım ve sevgili eşim Çiğdem’in Sayın Doğan Cüceloğlu’nun 21 Şubat 2016 tarihli gönderisine yaptığı yorumu cevaplayan ve iç dünyasını – içindeki tüm renklerle – en saf haliyle bizlerle paylaşan Sayın İnci hanım’ın yazdıkları yüreğimi titretti.
Büyük bir ekip çalışması içinde birbirimizin yüreklerine kulak verdiğimiz, can can’a gerçekleşen bu sohbetlerin bir kısmını; kendilerinin de müsadesiyle sizlerle paylaşmak istedim.
Çiğdem Gül Uğural:
Biz’i keşfetmek için kendini tanımak, anlamak gerekir. Kendini tanıyıp, keşfeden kişi ben değil “biz” olur.
İnci Günal Koçer:
Çiğdem Gül Uğural hanim Kişi ” ben ” yolculugunda gercekten yalniz olabiliyor mu ? Hep farkli cevaplari oluyordur muhakkak soyle : basitce ben boyle yada soyle bir insanmiyim sorusuna duymak istedigini mi herkesin onu gormek istedigini mi gercekte var olani mi cevapliyor? Gercegini bildigi halde bilincaltina cazip olanimi yolluyor? Hep dusundugum bir sey gercek ben’e tam anlamda ulasabilen var mi yoksa ulastigini mi dusunuyor ?
Çiğdem Gül Uğural:
İnci Günal Koçer hanım, yazdıklarınız çok değerli çok önemli. Bunun için yürekten teşekkür ediyorum. Çünkü; bireyin çok renkli kişilikler sülalesi içinde bulunan ve kendini, hem içsel dünyasından hemde çevresel dünyadan gelen uyarıcılara göre (elalem ne der! yasaları) “tek renk” olarak ayarlayan sisteminden bahsetmişsiniz. Bu sistem önce aile içinde kuruluyor. Toplum tarafından son şekli veriliyor. Bu konuyu konuşmaya başlasak eminim günler sürer. Ancak insan farkettikçe; daha büyük bir sorumluluk ve yükün altına giriyor diye düşünüyorum. İpotekli yaşamlarda birgün kendinize dönüyor ve şunu söylüyorsunuz:
“Bu yaşamın içinde neredeyim?” Duygu dolu paylaşımınız çok değerli…
İnsanlara: ”sadece siz yanlız değilsiniz, hepimiz yanlızlığı paylaşıyoruz’’ diyebilmek ve yüreklere dokunabilmek belkide zamanla kaybolan içimizdeki o güzel renkleri geri getirebilir diye düşünüyorum.
Okuduğunuz için şimdiden teşekkür ederim.
Uğur Uğural