BESLENME TIBBI BÖLÜM-1

Sevgili okurlarımız.

Yaz sıcaklarını artık geride bırakmak üzereyiz. Şimdi sağlıklı yaşam aktiviteleri için en güzel mevsim. Şehrimiz kolay kolay rastlayamayacağınız doğal ortamın sunduğu nimetlerle dopdolu. Sağlıklı yaşlanmak kaliteli yaşamak için herşey elimizin altında. Parklar, sahiller, hava ve güneş.

Aslında insanoğlu binlerce yıldır yaşlanmayı önlemenin mümkün olup olmadığını büyük bir gayretle araştırıyor. Anadolu masallarındaki ‘’Ab-ı Hayat’’ yunan mitolojisindeki ‘’Gençlik Pınarı’’ bu arayışların birer göstergesidir. Anadolu’da tıbbın babası olarak bilinen Lokman Hekim de sonsuz gençlik ve hayatın peşindeydi.Tarihten günümüze yaşlanmayı geciktirmeye yönelik uygulanan yöntemler çoktan yerleşik tıbbın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Bu konuda yapılan ciddi çalışmalar ardından her geçen gün yeni şeyler keşfedilip arka arkaya mucizevi tedavi yöntemleri sunuluyor.

Aslına bakarsanız bizim yaşlanma dediğimiz olay bazı açılardan; bedensel ve zihinsel işlevimizin zamanla kalitesini kaybetmesinden ileri geliyor. Bu azalma sürecinin hızı ve yoğunluğu kişiden kişiye gore değişir. Yani nüfus cüzdanınızda yazanlarla doğrudan bir alakası yok. Ancak değişik faktörlerin biraraya gelmesiyle doğrudan alakalı tabiki. Nedir bunlar?

Ruhsal sağlığımızdaki olumsuzluklar, normal dışı davranışlar, sigara, alkol ve katkı maddeli besin tüketimi, obezite, diyabet, hareketsiz yaşam tarzı. Sadece birkaçını saydım. 

Medikal anlamda yaşlanmak kesinlikle geciktirilebiliyor. Ayrıca ‘’sağlıklı yaşlanmak’’ ‘’kaliteli yaşalmak’’ gibi kavramlarda tıp literatürüne çoktan girmiş durumda. Şimdi diyeceksinizki kaliteli ya da başka bir deyişle ‘’sağlıklı’’ yaşlanma nedir?

Kaliteli ya da başka bir deyişle sağlıklı yaşlanmanın öncelikli koşulu; başta bağırsak sistemimiz olmak üzere hücre ve organlarımızda oluşabilecek zararların hatta risk faktörlerinin vakit geçirilmeden önlenmesidir. Psikolojik sağlığımız,davranışlarımız, hatta kişiliğimizin belirli zamanlarda sağlıklı yada sağlıksız şekilde değişmesi dahi buna bağlıdır. Biyolojik açıdan bakacak olursak; ruhsal ve bedensel olarak anlamlı, coşkulu bir yaşam sürmek, böylesine bir yaşamda yaşlanma sürecini geciktirmek, yavaşlatmak, hatta çoğu zaman yukarıdaki örnekte olduğu gibi tersine çevirmenin adı ise beslenme tıbbı’dır. Beslenme tıbbı’nın yagane amacı, kişiye psikolojik sağlık açısından pek çok biyolojik avantaj kazandırmak; gençlik enerjisini yeniden yapılandırıp daha sağlıklı, güçlü, hayata değer katan ve büyük resmin farkında bir yaşam sağlamaktır. Unutmayın lütfen. Biyolojik yaş ortalamamız 120’dir.

Şimdi yükselen sesleri duyuyor gibiyim. 120’ye ne gerek var? Hem bu kadar yaşayıpta ne yapacağız? Haklısınız. Sınırlar, farkındalık ve sorumluluk kişilere özgü seçimlerdir. Aynen sevdiklerimize ve çocuklarımıza olan sorumluluklarımızda olduğu gibi. Sanırım bu bağlamda da üzerinde durmamız gereken konu; ”niyet” kavramıyla ilgili olur.

‘’Sağlıklı yaşlanmak’’ ‘’kaliteli yaşalmak’’ kendimizle güçlü bir iç hesaplaşma gerektirir. Bahaneler arkasına saklanmadan. Çünkü en büyük zaman hırsızı kararsızlıktır. Ancak öfke; zamana dirençli bir duygudur. Umutsuzluk yerine iyimser hayaller kurun. Bu hayaller amacınıza kararlılıkla ilerlemenizi sağlayacktır. Sizleri seviyoruz.

Sağlık ve sevgiyle kalın.

Uğur Uğural