HIZLI YAŞLANMANIN BELİRTİLERİ – BÖLÜM 2

BİYOKİMYASAL TOKSİN VÜCUDA, TOKSİK İLİŞKİLER RUHA ZARAR VERİR

TOKSİN NEDİR?

Toksin, hücresel işlevi bozan her şeydir. Toksin hakkında çoğumuzun az çok bir fikri var ama toksin kavramı düşündüğümüzden çok daha geniştir.

Hücrelerin en verimli çalıştığı özel bir iç denge ve uyum hali vardır; bu dengeyi bozan dış kaynaklı her yabancı unsur aslında bir toksindir. Ve bu toksinler dışarıdan, yani harici gelebilir veya dahili olarak üretilebilir. Sorun ise birikim, atımdan daha fazla olduğunda başlar.

Toksinleri atmak için devrede olan bir sistemimiz var ve buna ayak uydurabildiğimiz sürece her şey yolunda demektir. Ancak geri kalırsak, yani daha fazla toksin biriktirirsek, işte o zaman birikmeye başlar ve aşırı toksik yük oluşabilir.

Bu toksinlerin bazı örnekleri ve kaynakları kirliliktir. Tabii ki pek çok insanın aklına gelen de budur. Havada, gıdada ve suda on milyonlarca kimyasal geliştirdiler ve bunların çoğu herhangi bir zamanda havada, gıdada ve suda bulunuyor.

Ancak bir önceki bölümde bahsettiğim gibi, metabolik atık oluşturan enerjiyi üreten mitokondri gibi metabolik atıklarımız da var. Hatırlayın, bir hücrenin yaptığı her şeyin bazı yan ürünleri, bazı atık ürünleri mevcuttu. Ve ister normal kısa süreli ister uzun süreli kronik, doğal olmayan bir enflamasyon olsun, bu bazı yan ürünler üretir.

Önemli bir konu şu:

Eğer bağırsak dengesizliğimiz varsa bağırsak bakterileri her zaman bazı toksinler üretecektir. Her zaman bazı patojenik bakterilerimiz vardır ve bunlar faydalı bakteriler tarafından kontrol altında tutulduğu sürece aşırı çoğalma olmaz ama her zaman bir miktar bulunur. Bunun üzerine bir de dengesizlik eklenirse, artık bu bağırsak kaynaklı toksinlerde bir artış, bir fazlalık yaşarız ki; bu durum başta karaciğer, akciğer ve böbrek yetmezliği gibi organ yetmezlikleri olmak üzere çok sıkıntılı süreçleri olan oldukça zor çeşitli hastalıklara yol açabilir. Dolayısıyla toksinlerden bahsettiğimizde, ciddi bir senaryonun yakınımızdaki tehditkâr varlığını anlamamız gerekir.

Şu çok üzücü bir gerçek ve gezegenimizin ne kadar kirlendiğini artık hepimiz iyi biliyoruz. Bu yüzden bir daha asla yüzde yüz saf temiz bir vücuda ve çevreye ulaşamayacağız.

Ancak sağlık, üretilen toksinlere ayak uydurduğumuz bir akışın olmasıdır. Yani paniklemek ya da paranoyaklaşmak ve her şeyi yüzde yüz sağlıklı yapmaya çalışmak çok gerçekçi değil. Zaten mümkün de değil.

Ama genetik müdahale ve önlemler bir kalkan oluşturabilirsek – milyarlarca insanın aksine – toksin birikmesi ve toksin yükünden tamamen kurtulabiliriz.

3-SABAHLARI AĞIRLIK HİSSİ

-↑ Sabah Saatlerinde Artmış Beyin Sisi, Metabolik Yorgunluk, Tükenmişlik

→ ↓ Karaciğer Uyku Esnasında Detoks Yapamaz

-↑ Artmış Toksinler Dolaşımda Kalır

-↑ DNA Bozulmasında Artış

Hızlı yaşlanmanın çok kritik çok önemli önemli ve üçüncü belirtisi olan şey  sabahları yaşadığınız ağırlık hissidir.

Çocukluk veya gençlik yıllarınızdaki o bitmez tükenmez büyük enerjiyi, günlerce uykusuz kalmaya rağmen yok olmayan motivasyonu, mutluluğu, heyecanı ve sabah enerjinizi hatırlayın?

Yaşlanmayan Beden Epigenetik Geri Kazanım Programı’nda 6. haftayı doldurduğunuzda yaşınız kaç olursa olsun çocukluk ve gençlik yıllarınızdaki enerji-motivasyon-mutluluk ve heyecan ile uyanacaksınız.

Günümüz dünyasında çoğu insan hatta çocuklar ve gençler bile şu durumu yaşar: Sabah uyanırlar ve kendilerini enerjik, hayat dolu hissetmek yerine, çoktan yorgun, kaskatı veya sersemlemiş bir halde bulurlar.

Neden?

Daha öncede belirttiğimiz gibi DNA’nın sürekli bozulması, yaşlı hücrelerin ölmek yerine yaşamaya direnerek yanıbaşlarındaki diğer sağlıklı hücreleri de yaşlandırması. Yetmedi, toksin yükü içeren hücrelerin hızla büyümeye kalkması. Bu durumdan en çok organlar zarar görür.

Özellikle karaciğer…

Bunun nedeni, karaciğerin detoks işleminin çoğunu, başka pek bir şeyin olmadığı uyku sırasında yapmasıdır. Karaciğer işini orada bitirmeye çalışır. Ama eğer biyokimyasal düzeyde zaten tıkanmışsa, karaciğerdeki bu yollar dolmuş ve zorlanmışsa, artık iş yükü bitmez ve toksinler dolaşımda kalır veya daha kötüsü toksinlerin bir kısmı dolaşımda kalmaya devam eder.

Sonuç?

Uyandığınızda sanki o temizliği hiç yapmamışsınız, o dinlenmeyi hiç yaşamamışsınız gibidir, çünkü uyandığınızda zaten toksik durumdasınızdır.

Ama şimdi çok önemli bir şeyden bahsetmek istiyorum… Burayı çok iyi dinleyin!

Konu belirti ve semptomlar olduğunda, o da patognomonik denen bir şey demektir (tıpta belirli bir hastalığa özgü olan, varlığı durumunda o hastalığın kesin olarak teşhis edilmesini sağlayan karakteristik belirti veya bulgu); bu yazımdaki işaretlerin hiçbiri patognomonik değil.

Diyeceksiniz ki: ‘Peki, Uğur Hocam bu ne anlama geliyor?’

Şöyle ki patognomonik çok spesifik bir işarettir.

Yani patognomonik olan bir şey şunu gösterir ki orada bir hastalık var. Eğer o işaret varsa, şüpheye yer bırakmayacak şekilde bir hastalığınız var demektir! Neredeyse hiç sapma olmayan bire bir eşleşme gibidir.

Ve buna bir örnek, hap yuvarlama titremesi denilen şey olabilir. Ve bu, başparmağınız ile işaret parmağınız arasında sanki bir hap yuvarlıyormuşsunuz gibi elinizi döndürdüğünüz yerdir. Ve eğer bu işaret sizde varsa, o zaman Parkinson hastasısınız demektir!

PATOGONOMİK DEĞİL

-Çok Spesifik Bir İşaret

-↑ Şüpheye Bırakmayan Bir Hastalığı Gösteriyor

  • Örnek; Hap Yuvarlama Titremesi = Parkinson
  • Mekanizmayı Anlayın, Kendinizin Doktoru Olun

İşte bu patognomoniktir.

O işaretin o hastalığı gösterdiğinden neredeyse eminsinizdir. Ancak işaretlerle ilgili yazılarımı okuyan, seminerlerime katılan tv programlarımı izleyen pek çok kişi, her şeyin patognomonik olduğunu sanıyor. “Aman Tanrım, bu bende var!” diyorlar. Ancak belirti ve semptomların yüzde doksan dokuzunun böyle olmadığını anlamamız gerekiyor. Belirli bir semptoma yol açabilecek birden fazla neden olabilir. İşte bu yüzden özellikle belirti veya semptoma odaklanmak istemiyoruz, bunun yerine mekanizmaları anlamak istiyoruz. Bu yüzden gerek yazılarıma, gerek seminer ve eğitimlerime her zaman mekanizmayı dahil ediyorum, böylece bir hikayemiz oluyor ve bir anlayış geliştirip büyük resmi görmeye başlayabiliyoruz.

Mekanizmayı anlamazsanız belirti ve semptomlar neredeyse anlamsızdır. Milyonlarca insanın onlarca kez diploma doktorlarına gidip şifa bulamamasının hatta daha da kötü çıkmazlara girmesinin, hep aynı çıkmaz sokağa sapmalarının ana nedeni hekimlerin ‘çok bilmişlik ve ben oldum’ egosudur.  Çünkü o ego yüzünden siz hastalıkları ve çözümü kendinizle ilişkilendiremezsiniz.

Bu yüzden ben kendi kendinizin doktoru olun çok isterim…

Çünkü belirli bir belirti veya semptoma neden olabilecek yüzlerce şey vardır. Ve mekanizmaları anlamaya başlarsanız, o zaman bir anlayış kazanırsınız. Böylece kendimiz hakkında bilgi ediniriz, vücudumuzu anlamaya başlarız.

4-CİLTTEKİ DEĞİŞİKLİKLER

-↑ Sivilceler, Döküntüler, Donuk Cilt Tonu, Kaşıntı Artışı

-↑ İltahaplanma ve Bağışıklık Reaksiyonlarına Neden Olan Toksin Artışı

-Karaciğer ve Bağırsaklar Bozulursa Sıradaki Cilt ve Akciğerdir

  → Değişen pH, Sebum Üretimi ve Bağışıklık Sinyallemesi

Hızlı yaşlanmanın dördüncü belirtisi olan şey ciltteki değişikliklerdir.

Ve fark edebileceğiniz bu değişikliklerden bazıları döküntüler, sivilceler,

kaşıntılar, ciltte mat bir ton, renk kaybı, veya kaşıntı olabilir. Ve bu durum toksinlerin enflamasyona neden olmasından ve ciltte kendini gösterebilen bağışıklık reaksiyonlarından kaynaklanabilir.

Ancak burada daha önce bahsettiğimiz konuya geri dönüyoruz:

Cilt aynı zamanda önemli bir çıkış yoludur. Toksinleri vücuttan atmanın bir yoludur. Karaciğer, bağırsak veya böbrek kapasitesini doldurduğunda, artık haldeki fazlalıklar yayılmaya başlayacaktır. Daha sonra ciltten ve akciğerlerden dışarı sızmaya başlayacaktır. Ve artık ciltteki pH değerinde, sebum üretiminde değişiklikler ve bozulmalar görmeye başlayabiliriz.

Bu süreçte ayrıca bağışıklık sinyallerinde de negatif anlamda önemli bir değişiklik olur.

5-KİMYASAL HASSASİYET

-Detoks Enzimleri Doygun Hale Gelir

  → ↓ Toksin Nötralize Etme Kapasitesi Azalır

  → Tetikleyiciler Daha Uzun Süre Kanda Kalır

  -↑ Bağışıklı Sistemi Bu Süreyi Tehdit Olarak Algılar

  → Daha Önce Nötr Olan Maddeler Tetikleyici Haline Gelir

  → Yiyecekler, Temizlik Maddeleri, Kokular, Sizi Daha Çok Rahatsız Eder

Hızlı yaşlanmanın beşinci belirtisi olan şey daha önce yaşamadığınız kimyasal hassasiyetlerdir. Yani daha önce sizi rahatsız etmeyen şeylere karşı hassasiyetler veya tepkiler göstermeye başlayabilirsiniz…

Ve karaciğer ne zaman bir detoks yapsa, bir şeyi dönüştürse biliyorsunuz ki enzimleri kullanır.

Bu durum, enzimlerin sürekli olarak tedarik edilmesine ve üretilmesine bağlıdır.

Ancak eğer biz kapasiteyi zorlarsak, bu enzimleri doyurursak ve bu süreçte yetersiz kalırsak, o zaman karaciğerin toksinleri etkisiz hale getirme kapasitesinde belirgin bir düşüş, önemli bir azalma meydana gelir. Ve sonuç olarak, bu toksinler veya reaksiyonları tetikleyen bu şeyler, dolaşımda daha uzun süre kalır…

Peki bu neden önemli?

Çünkü eğer bir şey dolaşımda daha uzun süre kalırsa o zaman maruz kalma süresi de daha uzun olur. Ve bu, bağışıklık sistemi tarafından bir tehdit olarak yorumlanır. Tıpkı mahallenizde tanımadığınız başıboş gezen şüpheli birinin tavırlarından endişe duymaya başlamanız gibi.

Eğer bu kişi mahallenizden sadece çok kısa bir süreliğine geçip gitseydi, bağışıklık sistemi “Tamam, sorun yok” derdi. Ama orada kalırsa artık, bağışıklık sistemini hassaslaştırır ve bir tehdit haline gelir.

Ve sonuç olarak, daha önce reaksiyona neden olmayan maddeleriniz olabilir ama şimdi aniden abartılı tepkileri tetiklerler. Yani şimdi aniden parfümlere tepki verirsiniz veya sizi rahatsız ederler veya temizleyiciler, ev temizleyicileri veya belirli yemek kokuları, aniden sizi çok daha fazla rahatsız etmeye başlar.

6-SİNDİRİM DÜZENSİZLİĞİ

-Şişkinlik, Kabızlık, Tamamlanmamış Boşaltım

-Bağırsak Başlıca Boşaltım Yoludur

-Safra, Bağırsak Hareketliliği ve Biyom Bozulması

  → ↑ İltahap Artışı

  → ↑ Toksik Yük Artışı

  → Yavaşlama ↑ Geri Emilim

Hızlı yaşlanmanın üçüncü altıncı belirtisi olan şey sindirim düzensizliğidir ve çok tehlikelidir !

Ve bu şişkinlik, kabızlık olarak kendini gösterebilir. Eğer tam olmayan bir boşaltım yaptığınızı hissediyorsanız bağırsağın, yani kalın bağırsağın önemli bir çıkış yolu olduğunu anlamamız gerekir. Atıkların çoğu oradan atılır. Ancak; ciddi hastalıklara yakalanmamak safra salgısına, hareketliliğe ve mikrobiyoma bağlıdır. Dolayısıyla bunlardan herhangi birinde bir bozulma veya dengesizlik meydana gelirse ciddi sindirim düzensizliklerini deneyimlemeye başlayabiliriz.

Bu durum, vücutta artan bir enflamasyonla sonuçlanabilir ve toksin üretiminde de belirgin bir artışa yol açabilir. Yine, eğer dengesi bozulmuş bir biyomunuz (sindirim, bağışıklık sistemi fonksiyonları, vitamin üretimi ve metabolizma gibi hayati süreçlerde rol oynayan bu mikroorganizmalar) varsa, patojenik bakterilerde aşırı çoğalma olursa, bunlar aşırı miktarda toksin üretebilir.

Daha da kötüsü vücudumuzda gıda hassasiyetlerinin oluştuğu bir dengesizlik varsa ki, 100 hastamın 99’unda var; bu durum enflamasyona daha fazla katkıda bulunabilir. Ve eğer az da olsa kabızlık çekiyorsak, bunu bir düşünün. Eğer gıdalar orada daha uzun süre kalırsa, atıklar orada daha uzun süre kalırsa, o zaman zamanında atılması gereken pek çok şeyi yeniden emmeye başlarız.

Bu çok ciddi bir sağlık sorunudur…

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

Sağlıklı günler dilerim.

Saygı ve sevgilerimle…

Dr. Uğur Uğural