Merhaba cennet Türkiyemin sağlığı değerli, yüreği güzel, ruhu güzel bilinç dolu yaşam dostları.
Sizlere söz verdiğimiz üzere çocuk-aile sağlığı, iletişim ve insan ilişkileri konulu yazılara devam ediyoruz. Bugün konuyu en başından ele alalım, hayatı konuşalım, sohbet edelim istiyorum.
Geride bıraktığımız haftalarda sosyal açıdan travmatik ve üzücü olayları konuştuk. Toplumsal açıdan sağlıklı yaşam sürdürebilmek adına bazı önemli konuları paylaşmak istedim. Farkında mısınız? Kaygılarımızı artık büyütüyoruz. İçimizde saklıyoruz her şeyi. Onlara iyi bakıyor, besliyoruz.
Yaşam tüm karmaşıklığı ile devam ederken içimizdeki çocuk ağlıyor. Ve kimse sesini duymuyor. Bu seslerle büyüyoruz aslında. Kocaman adamlar, güzel kadınlar oluyoruz. Oysa davranışlarımızı belirleyen en bariz etken, çocukluğumuzdan getirdiğimiz algılayış. Hayatı nasıl gördüğümüz ne duyduğumuz önemli.
En son ne zaman kendinizle başbaşa kaldınız?
Kendi iç sesinizle konuşmayalı, ne kadar oldu?
Çünkü davranışlarımız, alışkanlıklarımız, tanımlama, algılama ve daha yüzlerce bilişsel detay; geçmişten geliyor. Farkında olsak da olmasak da bilimsel gerçek işte bu fenomen dünyamızda kilitli. Peki, ya faizi?
Eğer sıkça ‘kusura bakma, aslında böyle demek istemedim-seni istemeden kırdım’ diyorsak bir ara yüzleşmemiz gerekiyor içimizdeki seslerle. Öğretmen, doktor, avukat, mühendis olabiliriz. Hiçbir mektep eğitimi almamış okula gitmemiş bireyler de olabiliriz. İster eğitim görün ister görmeyin. Dünyanın bir ucunda doktora dahi yapsanız çocukluk yaşamınız bir nefes kadar yakındır size.
Çocuklarımızın yetişmesini olumsuz yönde etkileyecek yüzlerce konu var. Bilinçli ama ‘istemeden’ yaptığımız onlarca davranış sıralayabilirim. Bu davranış modellerinin büyük kısmının kendi çocukluk anılarımız ve öğrenilmiş davranışlarımız olduğunu söylesem? Şu an bu yazıyı yazarken gönderdiğiniz mailleri okuyorum. Hem mağdur hem de pişmanlık içinde olan anne ve babaları cesur yürekleri için tebrik ediyorum. İnsanın kendi ile yüzleşmesi büyük bir adımdır. Çocuğa kötü davranma-boşanma ve çocuktaki etkileri – erken yaşta anne olan bireylerin çocuklarını etkileyiş biçimi – çocuklarda kaygı ve heyecanlar – çocuk eğitimdeki hatalar – çocuklarda yanlış beslenmenin sonuçları ileriki haftalarda işleyeceğimiz konular arasında.
ANAHTAR FARKINDALIK
Aslında sizin sorularınız, bize öğretiyor ve bizim yazdıklarımız ortak bir noktaya işaret ediyor. ‘Farkındalık.’ Bu soru ve cevaplar toplumsal anevrizmanın yansıması. Birey, her yaşta kendi özdeşleşmesini yapabilir. Herkes yaşamda varoluşunun, kendi varlığının ve amaçlarının farkında olabilir. İçimizde varolanı büyütür, dışımıza yansıtırız. Ne bir fazla ne bir eksik…
Uğur Uğural