BÜYÜK TUZAK: ZAYIFLAMA İĞNELERİ BÖLÜM-2

Zayıflama iğnesi olarak da bilinen GLP-1 sınıfı ilaçların vücudunuz üzerindeki gerçek ve derinlemesine etkilerini, olası yıkıcı sonuçlarını açıkladığım yazımın ikinci bölümüne hoşgeldiniz.

Şunu önemle tekrar belirtmek istiyorum ki; GLP-1, yani Glukagon benzeri taklit peptid-1 tipi zayıflama iğneleri kişinin aç hissetmemesi üzerine geliştirilmiştir. Dolayısıyla yemek istemez hale gelirsiniz ilacın asıl etkisi budur. 

Fakat sorun şu: Zamanla etkisi azalmaya başlar.

Bu yüzden aynı sonucu görmek için daha yüksek doz kullanmaya başlarsınız.

GLP-1, yani Glukagon benzeri taklit peptid-1 tipi zayıflama iğnesi kullandıktan bir süre sonra kilo veren ancak tam da bu esnada şekerli ve karbonhidratlı çok tehlikeli yiyecekleri daha çok, daha sık tüketmeye başlayıp, sonucunda  – korkutucu bir sürede – yani beklenenden çok da kısa bir sürede Tip-2 diyabet  hastası olan danışanlarımın yüzlerindeki şaşkınlık ve pişmanlık bir hekim olarak beni her geçen gün daha da endişelendiriyor.

Çünkü aynı ifadeyi organ nakli bekleyen hastalarım da da görüyorum.

İnsanların bu süreçte neden zayıflama iğneleri ile kilo verdikleri halde açlıklarını, özellikle şeker açlığını neden bir türlü bastıramadıkları günler sürecek seminer konusu.

Esas büyük sorun şu ki; zaten en geç yaklaşık iki yıl içerisinde bu ilacı bırakmak isteyeceksiniz. Ancak ilacı bırakmak için doz azaltmaya başladığınızda ve nihayetinde ilacı tamamen bıraktığınızda, vücudunuzda ilaca başlamadan önce doğal olarak üretilen GLP-1 ve Glukagon hormonları başta olmak üzere diğer çok kritik hormonların üretimine neredeyse tamamen durdurmuş olacaksınız!

‘’Yaşlanmayan Beden Epigenetik Geri Kazanım Programı’’ işte tam bu noktada devreye giriyor. Bu programı bitirdiğinizde; artmış nörolojik fonksiyon, gelişmiş mitokondriyal ve bedensel fonksiyon yanısıra şimdiye kadar sahip olmadığınız çok güçlü bir metabolizma düzeyine ve eskisinden daha sağlıklı hormonel bir sisteme sahip olacaksınız.

Ve zamanla – sağlık – yarışınız sona erecek. GLP-1, yani Glukagon benzeri taklit peptid-1 tipi zayıflama iğnesi kullanan her bir birey sonradan gerçekleşecek sağlık felaketleri için bir nevi düğmeye basar ve o anda zamanla bir yarış başlar.

Bu zamanı en iyi şekilde değerlendirmeniz kritik önem taşıyor. Çünkü verdiğiniz kiloları tekrar geri alma ihtimaliniz tıbben aşırı derecede yükselecek. Çok daha kötüsü verdiğiniz kilolar yağdan değil kas ve kemik dokusunda kaybedilecek.

Bu durumda ne olur?

Verdiğiniz kilonun en az %50’si malesef vücudunuzdaki yağı azaltmayacak. İlacı bıraktığınızda ise şimdiye kadar bastırılmış ve intikam için geri gelmek adına adeta gün sayan hormonlar ve metabolik süreç sayesinde yağ çok hızlı geri gelecek. Ancak kaybettiğiniz kas ve kemik kütlesini büyük olasılıkla geri kazanamayacaksınız. Zayıflama iğnesine başlamadan önce mevcut olan kas ve kemik kütlenizin büyük kısmını kaybetmiş olacağınız için mevcut metabolizma hızınız da büyük ölçüde düşmüş olacak. 

Daha kötü ne olabilir aşağıdaki kısaca bir göz atalım.

TUZAK-3 BAĞIRSAKLARIN İFLASI

Vücudunuzda doğal olarak – zayıflama iğnesi ya da benzer kestirme yollara sapmadan önce geçmişte – sağlıklı bir şekilde çalışan GLP-1 hormonunun görevi nedir? Kendisi ne yapar? Neden bu kadar değerli ve kritik bir döneme sahiptir?

Sizin doğal GLP-1 hormonunuz, sindirim sistemi ve bağırsak hareketliliği ile ilgili vücudun o an ihtiyacı olan zamanlamayı yeryüzündeki en güçlü işlemcilere sahip bilgisayarların dahi yapamayacağı hassas bir ayarla kusursuz bir şekilde düzenler. Siz en uygun miktarda beslenin diye sindirim evrelerini yavaşlatır.

Diyeceksiniz ki:
‘’Sevgili hocam, Zaten sorun orada başlıyor bir türlü o uygun miktar, yemek yerken gelmiyor, yedikçe yiyor ancak doymuyoruz, o yüzden bu iğnelere başlıyor ve neticesinde de bir şekilde sonuç alıyoruz.’’
Evet. Kesinlikle sonuç alacaksınız bunu ben de garanti ederim. Tıpkı, kısa ve kestirme yoldan zengin olma -köşeyi dönme uğruna- ponzi tuzağına düşen mağdur insanların hikayeleri gibi.

Şunu kesinlikle unutmayın ki; organlarınızda doğal olarak üretilen başta GLP-1 ve Glukagon gibi çok kritik hormonların düzgün çalışmadığını gösteren sağlık belirteçleri – kendisi de sağlıklı yaşayan bedeni de her yönden sağlıklı olan yani bilgisi ve imajıyla ‘’bütünsel olan’’ – profesyonel bir hekim ve uzman ekibi tarafından detaylıca araştırılmalıdır çünkü kesinlikle bu işin şakası yok!

GLP-1, yani Glukagon benzeri taklit peptid-1 tipi zayıflama iğnelerini dışarıdan vücudunuza enjekte ettiğinizde sindirim sistemi ve bağırsak hareketliliği ile ilgili vücudun o an ihtiyacı olan süreci aşırı derecede yavaşlatmış oluyorsunuz.

Bunun sonucunda hangi felaketler tek tek kapıyı çalar?

Magazinsel televizyon haberlerinden her zaman duyduğunuz alışılagelmiş onlarca hastalıklardan değil de çok daha tehlikeli hatta çoğu kişinin henüz farkında olmadığı iki kritik semptomlardan bahsedeceğim. Çeşitli şikayetlerle ‘’zayıflama iğnesi kullandıkları için’’ bana gelen hastalarımın klinik testlerinden çıkan birkaç duruma örnekler vereyim.

  • Mikrobiyom Rezervlerinin Yok Olması ve Psikiyatrik Hastalık Oluşumu:

Alanında uzmanlaşmış neredeyse dünyadaki tüm hekimlerin gözünde, mikrobiyom rezervlerinin yok olması bir insanın başına gelebilecek en büyük sağlık felaketidir. Bunun için sadece zayıflama iğnesi kullanmanız da gerekmez.

Rezervlerin biraz bile azalması, siz hangi yaşta olursanız olsun, isterseniz çok genç bir yaşta olun, sizi tahmin edemeyeceğiniz derecede o kadar hızlı yaşlandırır ki; yaşamınızı diğer insanlar gibi hem psikolojik, hem biyokimyasal hem de fizyolojik açıdan sürdürebilmek adına çok kötü alışkanlıklar edinmek zorunda kalabilirsiniz. Çünkü yaşam giderek katlanılmaz bir hal alır ve bununla başa çıkmak zorunda hissedersiniz.

Biraz daha detaya inecek olursak…

GLP-1, yani Glukagon benzeri taklit peptid-1 tipi zayıflama iğnelerinin kullanımı sürecinde faydalı mikrobiyota kaybı veya zararlı mikrobiyotanın aşırı büyümesi sonucu oluşan klinik tablonun ilk belirtisi; psikolojik bozuklukların başlamasıdır ki tedbir alınmazsa ağır psikiyatrik hastalıklara kadar giden bir tablo oluşabilir.

Bu tablo aile yaşamınızı, evlilik yaşamınızı, sosyal hayatınızı altüst edebilir. Örneğin; trafikte çok çabuk sinirlenebilirsiniz, herhangi bir sosyal ortamda kendinize hakim olamayabilirsiniz. Sadece kendinizde değil etkileşimsel anlamda eşinizde veya çocuklarınızda şiddet eğilimi dahi görebilirsiniz. Zamanla içinde bulunduğunuz yaşam tatsız tutsuz sürekli kendini tekrar eden bir hal alır. Mutsuz ve umutsuz olursunuz. Hayatınızda hiçbir şey olumlu olarak değişmeyecek gibi gelir. Çok zengin olsanız da fark etmez. Parayı bastırıp nörolojik ve fizyolojik fonksiyonlarınızı kontrol edemezsiniz. Özellikle beyninizi sürekli dış ödüllerle mutlu etmeye çalışırsınız, alkışlanmaya, övülmeye bağımlı olursunuz. Zamanla; psikolojik anlamda çıkar ilişkileri açısından kendinizi derin bir kuyunun içinde ör bir halde bulursunuz çünkü kimse sizi siz olduğunuz için sevmeyecek değer vermeyecektir.

Neden?

Çünkü bağırsak mikrobiyotası gen ekspresyonunu modüle eder, nörotransmitter yollarını (serotonin, dopamin, glutamat ve GABA) etkiler, nöroinflamasyonu düzenler ve beyni doğrudan etkiler. Bu nedenle sahip olduğunuzu düşündüğünüz elinizin altındaki geniş imkanlar sizi kaçınılmaz sağlık sorunlarından koruyamayacaktır. 

Siz anlık mutluluklar yaşadığınızı zannedersiniz ama vücudunuzda öylesine gelişmiş bir sistem var ki öyle ya da böyle bir şekilde ve aniden sizden çok sert bir şekilde hesap sorabilir bu çoğu zaman hayatınıza dahi malolabilir.

  • Kardiyovasküler Hastalıklara Bağlı Ani Ölüm:

Kardiyovasküler hastalıklar (KVH) yeryüzünde önde gelen mortalite (bir hastalığa bağlı ölümlerin toplam nüfusa bölünmesi) nedeni olmaya devam ederken, bağırsak mikrobiyotasının bileşimi ve gelişimi, endojen ve eksojen faktörlere bağlı değişiklikleri (disbiyoz) ve disbiyozun koroner kalp hastalığı, damar tıkanıklığı, yüksek tansiyon ve felç gibi gibi ciddi ölçüde arttırır.

Dışarıdan zayıflama iğnesi olarak vurduğunuz GLP-1 hormonu içeren taklit peptit, sindirim sistemi ve bağırsak hareketliliğini yavaşlatarak ve bozarak; zamanla sızdıran bağırsak sendromunun da oluşmasını tetikler. Bu durum yani sızdıran bağırsak sendromunun tanınması, hatta birikim olarak yaptığım teşhisiler; bağırsak mikrobiyotası ve koroner kalp hastalığı, damar tıkanıklığı, yüksek tansiyon ve felç gibi  arasındaki çok sayıda doğrusal ilişkinin arkasındaki potansiyel patofizyolojik (bir hastalığın gelişimi sırasında vücuttaki hücre, doku ve organlarda meydana gelen anormal işlevler) mekanizmaları ortaya çıkarmanın önünü açmıştır.

Bu konu; yani taklit peptit tipi zayıflama iğnesi kullandıktan bir süre sonra gerçekleşen ani ölüm vakaları ve kardiyovasküler hastalıklar ilişkisi çok detaylı bir konu olduğu için uzun uzun yazıp sizi tıbbi terimlerle sıkmak istemedim.

Karar sizin.

Üçüncü bölümde görüşmek üzere.

Sağlıklı günler dilerim.

Saygı ve sevgilerimle…

Dr. Uğur Uğural